5 altın kural
Eylül 24, 2008
Fazla kilolarınızı iştahınızın fazlalığına mı bağlıyorsunuz ? İşte size iştahınızı dizginleyecek 5 altın kural:
1. Daha uzun süre çiğneyin: Yiyecekleri uzun süre çiğnedikten sonra yutmak, beyinin vücuda giren besinleri kaydetmesine zaman tanımak anl….. gelir. Üstelik tat alma duyusu da daha fazla tatmin edilir. Böylece doyduğunuzu anlamanıza yemeye son vermeniz arasındaki zaman kısalıyor. Devamı için..
İştahınızın önüne geçin
Ağustos 13, 2008
Eğer siz de sürekli bir şeyler yeme arzusu duyduğunuzu düşünüyorsanız, önerilerimize kulak verin. Diyet yapmak istiyorsunuz, hatta diyete başladınız bile, ancak nedendir bilinmez, sanki iştahınız daha açıldı. Hani vardır ya, insanı yasaklar daha da çeker. İşte öyle bir durum yaşıyorsunuz. Canınız sürekli bir şeyler yemek istiyor. Yeme isteği beyinde başlıyor Beyin, vücutta enerjinin azaldığını fark eder etmez açlık hissetmemize yol açan kimyasal maddeler salgılıyor. Bunun sonucu doğal olarak biz de yeme gereği hissediyoruz. Ancak beynimizin bu kimyasal maddeleri salgılayan kısmı, aynı zamanda duyguları da kontrol ediyor. İşte, sıkıldığımız veya kendimizi kötü hissettiğimizde hemen buzdolabına koşmamızın başlıca sebebi bu.
Ayrıca yemeklerin tadı, kokusu veya görüntüsü de açlık duygusuna neden olabiliyor. Örneğin, yemek sonrasında canınız tatlı vitrininde duran o dondurma kasesinden çekiyorsa, bunun nedeni kesinlikle aç olmanız değil, kontrolden çıkan yeme isteğinizdir. Eğer bunu aklınızdan çıkarmazsanız, tokken yediğiniz yemek miktarını en aza indirmiş olursunuz.
Atıştırma krizlerinden kurtulun!
Gün içinde sık ve az öğünler yemek, iştahınızın kontrolden çıkmasını önlemenin en kolay yolu. Belki yine arada bir şeyler atıştırmak isteyebilirsiniz, ama bu sefer yiyeceğiniz miktarlar az olacaktır.
Böyle bir durumda atıştırmak için sağlıklı karbonhidratlara yönelin, çünkü bu besin türü sindirim sisteminde daha uzun süre kalıyor ve şeker seviyenizi yavaşça yükselterek daha uzun süreli bir tokluk hissi sağlıyor.
Tat alma duyunuzu uyarın!
Yapılan araştırmalara göre, tat alma duyusunu değişik tatlarla tatmin etmek, daha az miktarlarla yetinmeyi sağlıyor. Sürekli aynı yemeği yemek de, özellikle tadı hoşunuza gitmiyorsa, bir süre sonra tat alma mekanizmanızın iptal olmasına yol açıyor.
Ve bu nedenle de kendinizi sanki hiç yemek yememiş gibi hissedebiliyorsunuz. Böyle bir durumu engellemek için öğünlerinizi taze otlarla ve baharatlarla tatlandırabilirsiniz.
Bol bol su için!
Su içmek kendinizi tok hissetmeniz açısından önemli. Ayrıca vücudunuz susuz kaldığında çoğu zaman açlık hissine benzeyen sinyaller gönderiyor. Bol su içmek, bedeninizin su istediği zamanlarda yemeğe yönelmenizi engelleyecektir.
Yiyecekleri iyice çiğneyin!
Yiyecekleri uzun süre çiğnedikten sonra yutmak, beynin vücuda giren besinleri kaydetmesine zaman tanımak anlamına geliyor. Üstelik bu şekilde tat alma duyusu da tatmin oluyor. Böylece doyduğunuzu anlamanızla, yemeye son vermeniz arasındaki zaman kısalıyor. Fazla yemekten kaynaklanan sindirim sorunlarından kurtulmanız da ayrı bir avantaj!
Güç gerektiren egzersizler yapın!
Egzersizleriniz zorlaştıkça vücut ısınız artıyor ve daha fazla kalori yakmaya başlıyorsunuz. Bu durum da egzersizi takip eden birkaç saat boyunca iştahınızın bastırılmasına neden oluyor.
Böyle bir durumda normal öğün saatinden birkaç saat önce egzersiz yapmak en mantıklısı. Çünkü öğün saati geldiğinde spor yapmanın verdiği etkiyle iştahınız biraz daha kapanır. Fakat asla öğün atlama hatasına düşmeyin, aksi halde hem vücudunuz zayıf düşer, hem de bir süre sonra aşırı yeme isteği duyarsınız.
Romantik müzik iştahı azdırır
Ağustos 12, 2008
Romantik müzik iştahı azdırır.Eğer siz de “Su içsem yarıyor” diyenlerdenseniz, kaderinizi değiştirmek için kolları sıvayın; öncelikle kulaktan dolma öğrendiklerinizi ve arkadaşlarınızın verdiği diyetleri unutup, biraz kitap okuyun. Örneğin Kapital Yayınları’ndan çıkan ‘Su İçsem Yarıyor’ kitabı tam size göre. Diyetisyen Sevinç Akdağ ile eşi Emre Akdağ, hazırlakları bu diyet rehberinde şişman olmanın bir ‘neden’ değil, ’sonuç’ olduğu üzerinde duruyor. Seçiminizi yapın Bu kitapta neler yok ki… ‘Ekmek şişmanlatır mı?’, ‘Reklamlarla kabaran yeme isteğimizi nasıl engelleyebiliriz?’, ‘Yakınlarımızın diyetimizi bozmasını nasıl önleyeceğiz?’, ‘Kim için zayıflıyoruz; onlar için mi kendimiz için mi?’, ‘Bir kibrit kutusu büyüklüğünde peynir, deyimini çöpe atabilir miyiz?’ gibi pek çok sorunuza cevap bulacağınız kitapta, sizden bir de tercih yapmanız isteniyor: Sağlıklı ve çok güzel mi olmak istiyorsunuz yoksa sağlıksız bir hayatı devam ettirmek mi?..
Renklerin etkisi
‘Su İçsem Yarıyor’da renklerin yemek yeme üzerindeki etkisine değiniliyor: “Hepimiz, ismi çok duyulan fast food zincirlerine uğramışızdır. Renklerine amblemlerine bakmışızdır. Bu tip yerlerde hakim renk kırmızıdır. Kırmızı. Her yer kırmızı. Kırmızı iştah açar. Gerçekten kırmızının böyle bir özelliği var. Fast food zincirlerinde ne kadar iştahlı olduğunuzu düşünün. Bir de yemeğinizi bitirdikten sonra o yeri çabucak terk etme fikrini…” İştah açan tek renk kırmızı değil tabii ki… Yeşil ve kahverenginin de yemek yemeyi arttıran etkileri var. Kitapta, bu renklerin sinir sistemi üzerinde rahatlatıcı etkileri olduğu ve bu etkilerin kontrol mekanizmasını da gevşetip zayıflama mücadelesini tehlikeye soktuğu anlatılıyor. Diyet için en masum renk ise mavi ve mavinin tonları… İştah artırmadaki en az etkisi ve yeme davranışlarını değiştirmedeki önemli rolü, maviyi kilo almayı engelleyen bir renk olarak başarılı kılıyor. Ama yemek odasını maviye boyamanın ya da mavi dekorasyonlu bir restronda yemek yemenin tek çözüm olmadığı da bir gerçek…
Tuzaklara dikkat
Bu arada yemek tuzaklarına karşı bilinçli olmanızı da salık veriyor kitap. Bu tuzaklar şöyle sıralanabilir: Kısık ışık ve romantik müzik rahatlatıyor ve daha çok yemek yenmesine neden oluyor. Kalabalık bir masada, yüzde 44 daha fazla yeniyor. Masadakilerin sayısı 7′den fazla ise bu oran iki katına çıkıyor. Kadınlar erkeklerle birlikteyken yüzde 13 daha fazla yiyor. Hesaplı diye büyük paketleri seçmek iyi değil; paket ne kadar büyükse tüketim o kadar artıyor.