Aşk kimyasal bir yanılsama mı
Ağustos 16, 2008
Aşıksanız artık asla eskisi gibi olamayacaksınız demektir. Hormonlar sizi ele geçirmiştir ve kurtuluş mu? Kurtulmak isteyen kim!!!Dünyası dönüverir insanın! Dizlerin bağlarının çözülmesi, düşüncelere dalıp gitme, ondan başka hiçbir şey düşünememek… Bunlar aşkın görünen işaretleri. Peki aşık olduğunuzda kimyasal olarak neler değişiyor? Bu bir hastalık mı? Her bahar aşık olmak mümkün mü, niye bazıları daha çok aşık oluyor, aşık olmayı kolaylaştıran ilaçlar var mı hatta aşk bir hastalık hali mi? Aşkınızın da bir rengi var! Her aşkın rengi başka. Kırmızı tukulu mu? Turuncu sakin mi? Yeşil rahatlatıcı mı? Sizin aşkınız hangi renk?
Aşkın kimyası var mı varsa nedir ki?
• Aşkın kimyası denince ilk akla gelen, feniletilamin (PEA) adlı madde. Aşk molekülü olarak adlandırılan bu madde, amfetamine çok benzeyen doğal bir kimyasal. Araştırmalara göre, beyinde feniletilamin salgısının tetiklenmesi, göz göze gelmek ve el ele tutuşmak gibi basit davranışlarla bile olabiliyor.
• Araştırmacılar, aşıklarda kalp atışlarının hızlanması, ellerin terlemesi ve zor soluk alıp verme gibi tepkileri de beyinde yüksek dozda feniletilamin salgılanmasına bağlıyor.
Aşık olduğumuzda vücudumuzda neler oluyor?
• Çiçeği burnunda aşıkların çoğu zamanlarının yüzde 90′ını sevdikleri insanı düşünmekle geçiriyor. Bu onların kişisel beyanı. Beyinlerindeki milyarlarca sinir hücresinde kalp çarpıntıları uçuşuyor.
• Dopamin, noradrenalin ve phenylethylamin maddelerinin daha çok salgılanmasıyla ellerimiz daha çok terliyor, nefes alış-verişimiz hızlanıyor, tansiyonumuz ve nabzımız yükseliyor!
• Aşık olanların genellikle yemeden içmeden kesilmesi, uykusuzluk çekmesi gözden kaçmaz. İşte bütün bunların nedeni de aslında bu çok çalışan hormonlar. Onlar yüzünden hem hiperaktif hale geliyoruz, hem yemiyoruz içmiyoruz, uyku düzenimiz bozuluyor.
Aşık olmak hasta olmak mı demek?
• Bir anlamda evet! Ama bu, ‘aşık olmayın’anlamına da gelmiyor elbette. Psikologlara göre aşk bir ‘takıntılı olma’ hali. Olayın temel ekseninde bu var. Kontrol edilmesi veya önüne geçilmesi çok zor.
• Aşık olanlarda serotonin miktarı normal değerin yüzde 40 altında. Zaten dengede olmayan ruh hali, bir de sevdiğinden yoksun kalırsa, iyice altüst oluyor. Depresyon, korku ve anksiyete ortaya çıkıyor…
Aşık olmak öğrenilebilir mi?
• Pek çok aşık kişiye sorduğunuzda ‘tesadüfen oldu’ diye yanıtlar sizi. Uzmanlarsa bu konuda yapabileceğiniz basit şeyler olduğunu söylüyor. Mesela, dışarıya açılmak, bir arayış içersinde olduğunuzu diğerlerine belli etmek işe yarıyor.
• Bilimsel olarak da önemli olan, dopamin sistemini harekete geçirmeyi başarmak! Küçük bir yakınlaşma bile aslında beyindeki dopamin seviyesini yükseltebiliyor.
• Ama bunun için de seçici olmamayı önermiyoruz! İlk görüşte aşk diye bir şey söz konusu (daha çok erkeklerin başına geliyor!) ama yine araştırmalar gösteriyor ki her iki kişiden biri partnerini çok önceden tanıyor!
Aşksız seks olur ama sekssiz aşk olmaz!
• Aşk bizler için temel bir dürtü, fizyolojik bir ihtiyaç. Bu nedenle aşk, bulduğumuzda inanılmaz haz, enerji veren, ulaşamadığımızda da tarifsiz elemler içinde bırakan bir duygu.
• Bir aşk bir zamanda ancak bir kişiyle mümkün, yani aşk sürdüğü sürece monogamik. İçinde mutlak cinsellik var. Aşksız seks olur ama sekssiz aşk olmaz.
Aşk kendinden geçirir!
• Heyecan ve ölüm korkusu da aşkı tetikliyor. Felaket sırasında karşılaşan insanların birbirlerine aşık olma ihtimali, mehtaplı gecede birbirine rastlayanlardan daha fazla.
• İnsanlar aynı kişiye yeniden aşık olabilirler. Önceki deneyimin yardımıyla da bu aşk daha uzun sürebilir.
Aşkın ömrü 3 yıl
• Frederic Beigbeder, reklam yazarlığı sırasında toplumun tartıştığı bir konuyu da yorumluyor. Aşkın ömrü kaç yıldır?
• Yazar, kitabın başlığında başlığında cevabı, başlangıçta belirttiği şu cümleleriyle pekiştiriyor; “Sivrisineklerin ömrü bir gündür, güllerinki üç gün. Kedilerin ömrü on üç yıldır, aşkınki üç. Böyle işte.”
• Yazar, kitabında genç bir adamın aşk serüvenini anlatırken, aşkın kimyasına yeni bir yorum getiriyor.
Aşk renginiz hangisi ?
• Burçlar kadar renkler de özelliklerinizi gözler önüne seriyor. İşte size aşk renginizi bulmanın yolları ve partnerinizle birlikte romantik ortamlar yaratabilmenin ipuçları.
Yeni aşka açıklar
KIRMIZI: Aşkın ve arzunun rengidir. Mutluluğu temsil eder ve kişinin iştahını açar. En uyarıcı renk olarak kabul edildiği için insanların üzerinde canlandırıcı, kışkırtıcı ve heyecan verici bir etki yaratır. Aşk rengi kırmızı olanların; kendine güvenen, coşkulu, bazen de kontrolsüz bir yapıları vardır. İhtiraslı bir aşkla bağlanırlar. Ancak her zaman yeni bir aşk için hazırlardır.
İstikrar önemli
YEŞİL: Güven veren bir renktir. Yatak odası için rahatlatıcıdır. Yeşil üretkenliği artırır. Yeşil alanda insanların daha az mide rahatsızlığı çektiği saptanmıştır. Sakinleştirici etkisinin yanısıra, dostluk, şefkat ve ümit duygularına olumlu etkisi vardır. Aşk rengi yeşil olanların; durgun, dengeli ve istikrara önem veren bir yapıları vardır. Aşkta özgürlük ve doyumsuzluk ararlar.
Aşk renginiz hangisi ?
Tutkulu yaşarlar
MAVİ: Sakinlik simgesidir. Dinlendirici ve serinletici etkisi vardır. Araplar mavinin kan akışını yavaşlattığına inanır. Nazar boncuğu o yüzden mavidir. Aşk rengi mavi olanlar için; güven ve sadakat hayatlarının vazgeçilmez unsurlarıdır. Tutkulu bir aşk yaşarlar. Başarıyı temsil etmelerine rağmen, en ufak bir şüphe ve güvensizlik, aşk hayatında başarısızlığın kapılarını aralar.
Sevginin simgesidir
PEMBE: İnsanları rahat hissettiren ve dinlendiren bir renktir. Pembe çocuk rengidir aynı zamanda. Şefkat, aşk ve sevgi duygularının harekete geçmesinde etkilidir. Uyum, neşe, şirinliğin ve sevginin simgesidir. Aşk rengi pembe olanların; heyecan dolu ve eğlenceli bir aşk hayatları vardır. Sevdiklerine yoğun sevgi ve şevkat gösterilerinde bulunurlar.
Aşk renginiz hangisi ?
Hassastırlar
TURUNCU: Neşenin, bilgeliğin ve dostluğun rengi olarak tanımlanır. Turuncu sosyalleşmeyi ve yardımlaşmayı arttırır. Aşk rengi turuncu olanların; duygusal, hassas ve yapıcı bir yapısı vardır. Canlı, yaratıcı bir aşk yaşarlar. Yaratıcı özellikleri sayesinde sevgililerini birbirinden ilginç sürprizlerle şaşırtabilirler. Ayrıca çok hareketli oldukları için, gezmeyi çok severler.
‘İkizlerini’ ararlar
MOR: Hafızayı tazeleyici bir etkisi olduğu düşünülür. Eskiden beri ihtişam ve lüksün son basamağı olarak düşünülür. Tarih, yüksek sınıfların, saray mensuplarının daima morla bezendiklerini kaydeder. Aşk rengi mor olanların; asilliği ve fazileti ön plana çıkaran, hayal dünyası zengin, sanata düşkün bir yapıları vardır. Mor rengi sevenler aşkta ruh ikizlerini ararlar.
Çocuklar da aşık olur
Ağustos 12, 2008
Çocuklar aşık olur mu? Birçoğunun yanıtı ‘evet!’ Özellikle kendi cinsiyetlerini farkettikleri, karşı cinsi merak ettikleri 3- 7 yaş arasında. Onlara görre hissettiklerinin adı ‘aşk!’ Üstelik bu aşkı, bazen öğretmenleri ve anne-babaları görmeden verdikleri öpücükle ilan bile ediyorlar. Koltukta oturarak karşıladı işten dönen annesini. Hemen yanına çağırdı ve kulağına fısıldadı : ‘Sana bir sır vereceğim. M.Can bana, ben de ona aşık oldum’ dedi. 6 yaşındaki Elvan’ın aşkı, sınıf arkadaşıydı. Annesi bir süre şaşkınlıktan tepki gösteremedi. Bu arada kızı itiraflara devam ediyordu. ‘Beni tuvalette dudaklarımdan ufacık öptü ve evlenme teklif etti. Ben de kabul ettim. Ama küçük olduğumuz için şimdi evlenmeyeceğiz!’ Bir şok daha. Azarlasa, bir daha hiçbir duygusunu paylaşmayacak. Ama şu dudaktan öpüşme işi hiç hoşuna gitmedi. ‘Dudaktan öpüşmek pek sağlıklı değil. Şu evlilik kararı için de çok erken’ diyebildi. Aynı sırrı paylaştığı babası, sinirli bir şekilde ‘Bir daha duymayayım’ demekle yetindi. Çocukların aşkı başka Benzer olaylar birçok ailede yaşanıyor. Peki anne-baba bu
duyguları nasıl karşılamalı? İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği uzman psikologu Derya Toparlak, ‘Ben aşığım, Can, Burcu’ya aşık şeklindeki sözler, çocukların çevreden öğrendikleri kalıplar. Kavram olarak yetişkinlerin kullandığı anlamda aşk değil’ diyor. Toparlak, ‘Çocukların aşk dedikleri duyguları okul öncesi 5- 6 yaş ve ilköğretim başlangıcında daha sık görülüyor. Okul öncesi dönemde 3 yaş civarında çocuklar yetişkinleri taklit ederler. Annecilik , babacılık, gelin-damat olma sık gözlenen oyunlar’ diyor. Peki kız ve erkek çocuklar arasında fark var mı? ‘Aslında gelişimsel olarak bu yaş çocuğu birbirine benzer özellikler gösteriyor. Ama gözlemler bu sözleri erkek çocukların daha çok kullandığı yönünde. Bunun nedeni de çevre tarafından erkek çocuklara bu konuda daha çok soru sorulması olabilir.’
Öğretmnelere çok iş düşüyor
Okula gitmeyen çocuklarda da görülse anaokulu ve okul çocuklarında bu tip davranışlar daha sık gözleniyor. Çocuklar b irbirlerinden duydukları ve izledikler bu tür davranışları daha kolay öğrenip, taklit ediyorlar. Derya Toparlak, ‘Bu konuda öğretmenlere daha çok iş düşer. Çocukla tüm gün birlikte oldukları ve olayın gelişiminin nasıl olduğunu bildikleri için daha kolay müdahale ederler. Bu davranış problem haline geliyorsa okul- aile işbirliği gerekir’önerisinde bulunuyor.
Ağızdan öpüşme hasta olursun
Yeni Dünya Koleji psikoloğu Cavidan Bilgin, 3-6 yaşında çevresine merak duymaya başlayan çocuğun, çevresindeki grup içinde bir seçim yapmasını doğal buluyor. ‘Zaten yaşadıkları da sevgi aslında. Bazen çok belirgin davranışları gözardı etmek, üzerinde çok fazla durmamak, ilgiyi dağıtmak da gerekebilir’ diyor.
Ağızdan öpüşme isteği sık rastlanıyor bu yaşta. ‘Ağızdan öpüşme hasta olursun. Yanağını, elini öp demek doğrusu. ‘Aşık oldum’ dediğinde, ‘Tabii arkadaşını seveceksin’ denmeli. ‘Farklı’ derse de ‘Çünkü o senden farklı’ diye açıklamalı. Yasaklama ve özendirmeden kaçınmak önemli. Mahrem davranışlar çocukların önlerinde yapılmamalı.’
Birkaç aşk hikayesi
6 yaşındaki Kağan Yüksel’e ‘Sevgilin var mı?’ dedik. ‘Evet 3 sevgilim var. Ankara’da Beril, Aydın’da Rabia, sitemizde de Senem’ diye cevapladı bizi. ‘Senem dışındakileri çok özlüyorum. Telefonla görüşüyoruz. Tatillerde gördüğümde de anne babam görmeden, gizli gizli öpüyorum. Eee o kadarı olacak tabii…’ diyor.
5 yaşındaki Berke Beşer yakın arkadaşı aynı yaştaki Doğukan Karakuş ise Yasemen’e aşık. ‘Aşk, arkadaşlık, sevgi. Oyuncakları bile paylaşmak. Yasemenle Ninja kaplumbağlarımı paylaşıyorum. Ona sakız kutusundan çıkan bir kolye hediye ettim’ diyor. Berke annesinden Yasemen’e özel bir armağan almasını istemiş. Annesi ‘Sadece Yasemen’e değil, tüm sınıfa alabilirsin’ deyince ister istemez razı olmuş. Ama sadece onun için özel olan Yasemen’e değil, diğer arkadaşlarına da armağan vermek onu mutsuz etmiş. Tüm gün asık suratla dolaşmış durmuş. 6 yaşındaki Uygar Ercan aşk acısı çekiyor. Şimdi göremediği Ecrin’i çok özlüyor. ‘Geceleri rüyalarıma giriyor. Mektupla, telefonla ulaşmayı denedim olmadı’ diyor. 6 yaşındaki Ömer Kuşdemir şimdiye kadar Dilara ve Gizem’e olmak üzere iki kez aşık olmuş. Şimdi Yasemen’i beğeniyor. Aynı sınıfta değiller ama aynı servisle okula geliyorlar. ‘Çok kibar kız. Serviste uslu duruyor’ diyor.
Anne-baba nasıl davranmalı
Tutarlı, abartısız ve anlayışlı bir yaklaşımla onları dinleyin.
‘Bu yaşta aşk olmaz, ayıp değil mi?’ tavrı ile kendisini suçlamasına neden olmayın.
‘Arkadaşını diğer kişilerden daha çok sevdiğin ve beğendiğin için aşık olduğunu söylüyor olmalısın’ gibi bir yaklaşım, çocukta anlaşılmış olmanın rahatlığını yaratır.
Üstünde durulmaz normal seyrine bırakılırsa kısa bir süre sonra düzelecek ya da en azından şiddeti azalacaktır.
Bazı durumlarda çocuğun aşırı huzursuz olduğu, bu olayı takıntı haline getirdiği görülebilir veya çocuklar birbirini bunaltıyor olabilir. Bu durumlarda daha dikkatli olmalı.
Cinsellikle ilgili taklit davranışlarının geçici olduğu ve çocuğa özenle yaklaşılması gerektiği unutulmamalıdır.